<




« Önceki |

15/12/2009

www.roketforum.com

www.roketforum.com
Arkadaşlar forumumuz yeni açıldı kolay bi şekilde üye olabilirsiniz.

20/9/2009

Arkadaşlar ilginç hediyeler bulunan bir site ilginizi çekebilir.

Arkadaşlar ilginç hediyeler bulunan bir site ilginizi çekebilir..
www.ilginctasarimlar.com

20/9/2009

Havalar soğuyor gribe dikkat!

Havaların soğumaya başladığı son günlerde gribe dikkat edilmesi gerekiyor.
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, gribin her 100 bin kişiden 2’sinde öldürücü olarak seyrettiğini belirterek, “ölüm riski, sağlıklı erişkinlere göre kalp-damar hastalığı olanlarda 52 kat, akciğer hastalığı olanlarda 120 kat, kalp-damar hastalığıyla birlikte şeker hastalığı olanlarda ise 241 kat artmaktadır” dedi.

Yorulmaz, yaptığı açıklamada, havaların soğumaya başladığı son günlerde gribe dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

Domuz gribi virüsü de dahil tüm grip virüslerinin, öksürük ve aksırıkla etrafa yayılan damlacıkların içinde bulunduğunu ve bu mikropla bulaşmış havayı soluyan insanlara kolaylıkla bulaşabildiğini belirten Yorulmaz, hastalanan kişilerin gribi 7 gün bulaştırmaya devam ettiklerini kaydetti.

Grip hastalığının, hafife alınacak bir hastalık olmadığını vurgulayan Yorulmaz, şu bilgileri verdi:

“İnfluenza virüsleri denilen birden fazla virüs aracılığı ile bulaşan grip, ölümcül risk taşımaktadır. Yapılan çalışmalara göre grip her 100 bin
kişiden 2’sinde öldürücü seyretmektedir ve ölüm riski, sağlıklı erişkinlere göre kalp-damar hastalığı olanlarda 52 kat, akciğer hastalığı olanlarda 120 kat, kalp-damar hastalığıyla birlikte şeker hastalığı olanlarda ise 241 kat artmaktadır. Bebekler, kortizon ya da kanser ilaçları gibi bağışıklık sistemini zayıflatan ilaç kullananlar, yaşlılar, kalp yetmezliği, amfizem, KOAH, bronşit, zatürre, alkolizm, kronik karaciğer hastalığı ve bağışıklık sistemi zayıflığı gibi sağlık sorunları olan kişiler de ölüm riski altındadır.”

Yorulmaz, grip virüslerinin sıkça değişime uğrayarak insanların bağışlık sisteminin onları tanımasına engel olduğuna dikkati çekerek, bu nedenle her insan tekrar tekrar gribe yakalanabildiğini anlattı.

Gribin, ani olarak vücut ısısının yükselmesi, baş ve boğaz ağrısı, şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bitkinlik, titreme ve kuru öksürük
gibi belirtilerle kendini gösterdiğini vurgulayan Yorulmaz, domuz gribinde ise bu belirtilerle birlikte bazen kusma ve ishal de görülebildiğini bildirdi.

Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, gribin halk arasında soğuk algınlığı, nezle ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonları ile sıklıkla karıştırıldığını belirterek, ”Ancak, soğuk algınlığı ve nezle, grip kadar ciddi halsizliğe, ateş yükselmesine, öksürüğe yol açmaz ve yatarak istirahat gerektirmez. Hastaların büyük bir çoğunluğu soğuk algınlığını ayakta geçirebilmektedirler” dedi.

-GRİP AŞISININ ÖNEMİ-

Gripten korunmak için vücut direncini güçlendirmenin önemli olduğuna işaret eden Yorulmaz, şöyle devam etti: “Bu nedenle mevsim özelliklerine uygun giyinmek, kalabalık ortamlardan, aksıran, öksüren kişilerle yakın olmaktan, özellikle kucaklaşmak ve öpüşmekten
kaçınmak, bol sulu gıdalar, taze sebze ve meyve tüketilmesi çok faydalı olacaktır.

Hastalıktan korunmada grip aşısı çok önemlidir. Aşı ile vücuda grip virüsünün insan savunması tarafından tanınan kısımları verilmektedir. Böylece, vücut grip virüsünü tanır ve ona karşı savunmasını harekete geçirir. Daha sonra hastalık yapan gerçek virüs ile karşılaştığında, oluşan bağışıklık çok hızlı bir şekilde virüsü yok edebilmektedir.

Grip virüsünün çok sık şekil değiştirmesi nedeniyle her yıl grip aşısı o yıl hastalık yapacak virüs için yeniden hazırlanmaktadır. Bu nedenle her yıl grip aşısı olmak gerekmektedir. Grip aşısı sağlıklı erişkinlerde yaklaşık yüzde 70 oranında koruma sağlamaktadır. Riskli grupta olanlarda ise hastalıktan korunma oranı yüzde 50’ye düşmektedir.”

-”DOMUZ GRİBİ TEDAVİ EDİLEBİLİR”-

Domuz gribi için henüz bir aşı olmadığını belirten Yorulmaz, elleri yıkamadan bebeklere, çocuklara dokunmanın, öpmenin, yiyeceklere dokunmanın grip bulaştırma açısından çok riskli davranışlar olduğuna dikkati çekti.

Yorulmaz, şunları anlattı: “Gribe yakalanmış ya da grip olduğunuzdan şüpheleniyorsanız; öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendille kapatınız. Mendilinizi kullandıktan sonra ortada ya da cebinizde elinizde tutmayınız, çöp sepetine
atınız. Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayınız. Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayınız. Belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat ediniz.  Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durunuz. Bulunduğunuz mekanı sık
sık havalandırınız.

Domuz gribine yakalananlar için de bu önlemler faydalı ve gereklidir. Ancak bilinmelidir ki domuz gribi tedavi edilebilen bir hastalıktır. Böyle bir kuşku varlığında kötü sonuçlanmadan iyileşebilmek için mutlaka bir hekime başvurulmalıdır.”

20/9/2009

Memura İhbar Zorunluluğu

Memurlara ihbar zorunluluğu getirildi. Devlet Memurlarının Şikayet ve Müracaatları Hakkında Yönetmelikte Değişikliklik yapıldı. 28/11/1982 tarihli ve 8/5743 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarının Şikayet ve Müracaatları Hakkında Yönetmeliğin Üçüncü Kısım başlığı “Müracaat ve İhbar” olarak ve 11 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirildi.

“Müracaat Hakkı ve İhbar Yükümlülüğü:
MADDE 11- Devlet memurları, kurumları ile ilgili resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat hakkına sahiptirler. Ayrıca Devlet memurları, görevleri sırasında haberdar oldukları konusu suç teşkil eden durumları yetkili makamlara bildirmekle yükümlüdürler.”
MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 14 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“İhbar yükümlülüğünü yerine getiren Devlet memurlarına ihbarlarından dolayı bir ceza verilemez, doğrudan veya dolaylı olarak hizmet koşulları kısmen de olsa ağırlaştırılamaz ve değiştirilemez.”
Değişikliğe göre memurlar suç unsuru taşıyan işleri ihbar etmekle yükümlü hale geldiler. Ayrıca bu ihbarlarından dolayı memurlara ceza verilemeyecek ve hizmet koşulları değiştirilemeyecek.

20/9/2009

Ağız kokusunu cevizle çözün!

Sağlıklı yaşamak ve beslenmek isteyenlerin mutfaklarından cevizi eksik etmemeleri gerekiyor 
 
Sofralarımızda sıkça yer verdiğimiz, tatlılarımızın vazgeçilmez malzemesi ceviz, kabuğuyla, içiyle, hatta perde tabir edilen iç bölümünde yer alan odunsu zarlarıyla pek çok hastalığın tedavisine destek oluyor.

Cevizin, kabuğuyla, içiyle, hatta perde tabir edilen iç bölümünde yer alan odunsu zarlarıyla birçok hastalığın tedavisinde kullanılıyor.

Sağlıklı Beslenme Uzmanı Dr. Dilek Polat, kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyan doymamış yağ asitlerini yüksek düzeyde içeren cevizin, kolesterol birikimini ve damar sertliğini önleyici etkisinin halk arasında artık daha iyi bilindiğini, bu nedenle damak zevkinin yanı sıra, birçok insanın sağlık nedenleriyle ceviz tüketmeye başladığını söyledi.

“Doğanın mucizelerinden” cevizin farklı kullanımının ise iyi bilinmediğini ifade eden Polat, yaş ve kuru ceviz kabuklarının basit işlemlerle çok etkili sonuçlar vereceğini kaydetti.

Güçlü ve canlı saçlar

Dr. Polat, saç dökülmesine ve saçlarının yeterince canlı olmadığını düşünenlere cevizin kuru ve yaş kabuğunu öneriyor. Polat, 20 tane cevizin sert kabuğunu 1 litre suda 10-15 dakika kaynatarak elde edilen suyun saç durulamasında kullanılması durumunda, saçların dökülmesinin son bulacağını belirtiyor.

Taze cevizin yeşil kabuğunun az suyla kaynatılması sonucu macun elde edileceğini anlatan Polat, bu macunun da saç maskesi olarak kullanılabileceğini kaydediyor.

Dinlenme, tiroit, ağız kokusu

Sağlıklı yaşamak ve beslenmek isteyenlerin mutfaklarından cevizi eksik etmemeleri gerektiğini ifade eden Dr. Polat, şu bilgileri verdi:

“8 tane cevizi bir bardak suda 2 gün bekletin. Günde iki ceviz olmak üzere tüketin ve cevizleri içinde beklettiğiniz suyu da için, 4 günlük kür sonunda ne kadar dinlenmiş hissettiğinize şaşıracaksınız.

Cevizin arasında bulunan perdeleri atmıyoruz. 25-30 kadar ceviz perdesini bir litre suda güneş görmeyen bir yerde bir hafta bekletiyoruz. Sabahları aç karnına her gün bir bardak tüketiyoruz, tiroit hastalarına çok yardımcı olacaktır.

Ceviz yaprağını suda kaynatıp biraz zeytinyağı ekleyin. Bu karışımla düzenli gargara yapıldığında ağız kokusu sorunu da ortadan kalkacaktır.”

Günde birkaç ceviz tüketmenin sindirim sistemi hastalıkları, öksürük, göğüs ağrıları gibi birçok şikâyeti azalttığına işaret eden Dr. Polat, pürüzsüz bir cilt isteyenlerin de yine ceviz kabuğu suyundan yararlanabileceklerini kaydetti.

Son Yazılarım

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı